11 Ağustos 2017 Cuma

GEZMELER GEZMELER CENNET GÖKÇEADA.... İMROZ....

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم 

                      Bismillahirrahmanirrahim...... 
Gökçeada'yla tanışmamız Birsen yengem sayesine oldu sağ olsun o ailemize girdikten sonra fırsat buldukça yaz tatillerinde gider olduk bu cennet adaya.






















Çanakkale ilimizin bir ilçesi ve enleri çok olan bir yer, sınırlarımızın en batısı yani buradan sonra toprağımız yok, Türkiye'nin en büyük adası halen 9000 vatandaşımız yaşamakta dokuz adet de köy mevcut, beş adet köyde halen Rum vatandaşlarımız yaşamakta bu adada Rumlar ve Türkler hoşgörü halinde dostça bir hayat sürmekte. Bu adada bulunan Dereköy Türkiye'nin en büyük köyü 1950 senesinde 2000 hane bulunmaktaymış bugün ise 150 haneye kadar düşmüş.
Ülkemizde güneşin en son battığı yerdir...

GÖKÇEADAYA NE ZAMAN VE NASIL GİDİLİR...



Gökçeada deniz sezonu ortalama iki ay kadar sürüyor adaya gitmek için Temmuz ve Ağustos ayları ideal. Arabalı gitmeyi öneririm çünkü ada çok büyük ve bakir koyları mevcut arabanızın bagajına şemsiyenizi atıp adanın uygun gördüğünüz her yerinden denize girmeniz mümkün.





BEŞ GÜNLÜK TADI DAMAĞIMIZDA KALAN TATİLİMİZ...
Tatilimiz doğduğundan beri neredeyse her sene tatili birlikte yaptığımız oğlumun kuzeni, kardeşi mavişimiz umut'umuzla beraber bu senede Reyhan dedemizin evine misafir gidiyoruz. Biz İstanbul'da yaşadığımız için arabayla ortalama 4,5 saat kadar süren yolculuktan sonra Kabatepe limanına ulaşıyoruz.

KABATEPE LİMANI








Bu sene internetten feribot biletleri alındığı için bizim gibi bileti almayanlar uzun kuyruklar beklemek zorunda kaldı ortalama dört saat kadar feribot bekledik .









Bizim oğlanlar deniz için yanıp tutuşuyor o kadar süre nasıl beklesinler limandaki cafe de bir şeyler içtikten sonra limanın hemen yanında Kabatepe orman parkı yazısını fark ettik biraz daha ilerleyince gördük ki bir tarafı orman bir tarafı deniz plajı olan çok güzel bir tesis bagajlardan çocukların deniz kıyafetlerini aldığımız gibi oğlanlar nihayet denize kavuştu, birkaç saat orada oyalandıktan sonra yaklaşan feribotu görmemizle deniz sefaları son buldu ve arabamıza döndük ve zar zor feribota bindik bizden sonra bir araba daha alabildi feribot oradan da bir saat on beş dakika kadar süren feribot yolculuğundan sonra Kuzu limanından karaya basıyoruz.

KUZU LİMANI

Feribottan adaya baktığımda sadece kurak kayalıklar görülüyor siz bu görüntüye bakıp ön yargılı davranmayın çünkü bu sadece adanın kabuğu bir meyve düşünün dışına bakıp içindeki lezzeti bilmek imkansızdır adanın da içine girdikçe bu cenneti keşfedeceksiniz.


Kuzu limanında fazla bir şey yok dediğim gibi sadece güzel bir plajı var havanın çok rüzgarlı olduğu bir gün geldik dalgalar adeta dövüyordu insanı feribot geldikçe de ekstra bir dalgalanma oluyordu ama bizim Yusuf'un o kadar hoşuna gitti ki dalgalarla boğuşmak, akşam olduğunda yorgunluktan erkenden uyuyu verdi.




GÖKÇE ADA MERKEZ ( Panaghia)


Adanında önceki adı olan İmroz rüzgarlı demek rüzgardan ve yüzlerce yıl önce insanlar korsanlardan korunmak için adanın yedi kilometre kadar içine yerleşim kurmuşlar , bizim misafir olacağımız yerde adanın merkezinde burada Belediye,bankalar, alışveriş yerleri mevcut. Benim adaya ilk gitmem yirmi sene kadar önceydi bu yirmi yılda çok şey değişti tabi ada da değişmiş eskiden her şey bulunmuyordu ada da bulunsa bile çok pahalı oluyordu şimdi merkezde bir sürü alışveriş yapabileceğimiz market kasap bulunuyor bu sevindirici tabi. Ben adanın her yerine gitmişimdir ama yazımda sadece bu sefer ki ziyaretim de gittiğim yerleri paylaşacağım sizlerle. Gökçe adanın merkezi pek büyük değil bir akşam da geziyorsunuz tabi gün içine bizim gibi yorulursanız bu zor oluyor..


Adanın merkezinde organik ve hediyelik ürünler alacağınız dükkanlar var size tavsiyem adaya gelmişken bal, kekik, zeytinyağı almanız. Özellikle balları çok güzel bizde her sene balımızı Eşelek köyünde ki arıcılardan temin ediyoruz...









Meydanda ki pastanelerden adanın karadudu ve keçi sütüyle yapılmış leziz dondurmalar dan yemek mümkün.
                                                                                         
Ayrıca meydandan adadaki Rum kardeşlerimizin önemli bayramlarda yaptığı bedemli kurabiyelerden almak da mümkün. Bir Türk pastanecinin rum arkadaşı Madam Efi 'den aldığı tarifle bu geleneksel kurabiyeyi yapmaya başladığı ve arkadaşının ismine ithafen EfiBadem kurabiyesi adıyla satışa sunmaktadır.

Bizde önce tadına baktık ve bu meşhur kurabiyeleri çok beğendik İstanbul'a gelirken de aldık ve hemencecik bitirince bizde yapmayı denedik ilerleyen günlerde tarifini sizinle paylaşacağım .
Ayrıca pazar günleri adanın hemen merkezinde sayılacak düzenli bir pazarı var buradan da sebze ve meyvelerden alabilirsiniz.

AYDINCIK KOYU (Kefalos)
Bir görseniz nasıl güzel altın gibi kumuyla adeta dev bir havuz çocuklar için güvenli, suyu içesiniz geliyor o kadar temiz bir karış kadar suda bile balıklar yüzüyor deniz sevmeyen Yusuf bile denizin anlamına burada vardı bence Gökçeadanın denizini görmeyen asla deniz gördüm demesin o kadar da iddalıyım. 

Aydıncık koyu ortalama 2,5 km plaja sahip ve burada Konaklamalı bir sörf eğitim tesisi bulunuyor. 

Bizim bildiğimiz sörf denince akla Alaçatı geliyor ama buranın dalga olmadan rüzgar olanağı olması artı olarak gösteriliyor ve uluslar arası mavi bayraklı bir plaj.

TUZ GÖLÜ

Hemen Aydıncık plajının yanında tuz gölü bulunuyor ada sakinlerinin ve özellikle serbest gezen koyunların ve keçilerin tuz ihtiyacını karşılayan göç mevsimlerinde flamingolar başta olmak üzere pelikan, yaban ördeği ve kaz gibi göçmen kuşlarında uğrak yeri olan tuz gölünün şifalı olduğu bilinen siyahımsı bir çamuru da mevcut, özellikle kükürt ve çeşitli mineraller ihtiva eden çamurun romatizma , kemik ve deri hastalıklarına iyi geldiği söyleniyor.
Sahilde otururken göl tarafından gelen simsiyah insanları görmek mümkün tabi çamurlar kuruduktan sonra denize giripte bu siyah çamurlarını yıkıyorlar. Ben pek sevmedim bu çamuru biraz kokusu var sürmeyi pek tercih etmiyorum ama meraklısı çok gün boyu çamurlara bulanan insanları denizle tuz gölü arasında görmek mümkün.

KALEKÖY




Adada deniz kenarında tek yerleşim yeri burasıdır.1970'li yıllarda Kuzulimanı'na yeni iskele yapılıncaya kadar adanın ulaşımı buradan sağlanmış şimdilerde de balıkçı tekneleri, güzel lokantalar ve hediyelik eşyalar satan küçük dükkanlar mevcut gece hayatı bu ada da neredeyse sıfır bu adanın sessizliğini sadece kale köyde cafelerden yükselen canlı müzik sesleriyle bozuluyor. Bizde her geldiğimizde bir tur yaparız Kaleköyde bu seferde bizim afacanlar la gittik malum iki afacanla pek uzun sürmedi bu gezimiz.


LAZ KOYU


Laz koyu merkeze biraz uzak biz küçük bir ada turu yaptıktan sonra çam ormanlarını içinden çam havası alarak gittiğimiz bu kumsala kısa toprak bir yoldan ulaşılıyor ama ne yazık ki yüz kadar park yapmış araba gördüğümüzde gözlerimize inanamadık ben bütün ada da bu kadar araba görmedim nereden çıktı bu insanlar şaştık ve sadece fotoğraf çekerek denize girmeden buradan ayrıldık.

KAPIKAYA KOYU



Denizin dibindeki kapı gibi büyük ve düz kayalar olduğu için Kapıkaya denilmiş buraya biz gittiğimizde koskoca plajda on araba vardı ada böyle bir yer bazen öyle yerlere gidersiniz ki sadece siz olursunuz arabanızı görenler sizin bulunduğunuz yere gelmezler bizim gibi tenha yer arayanlar için biçilmiş kaftan. Burayı da çok sevdi bizim çocuklar . Adanın her yeri farklı bir deniz kimi kumsal kimi taşlı kimi çakıl isterseniz derin yeri tercih ederseniz isterseniz sığ havuz gibi nasıl severseniz oraya gidebilirsiniz.



Kapıkaya  koyuna gelirken araba park ettiğimiz yerde ilginç bir evle karşılaştık fotoğrafını çekmek için gittiğimde buranın ev değil muhtemelen içerler deki bir otelin müşterilerine bu koyda şezlong ve şemsiye hizmeti verdiği  çevrilmiş bir alan olduğunu gördüm. Uçağa binmek için kullanılan merdivenli kamyonun üzerine inşaa edilmiş dubleks prefabrik bir  yapı. . Çok ilginç değilmi ?
ZEYTİNLİKÖY BARAJ
Zeytinliköy Barajı
Dünyada kendi kendine tatlı su kaynakları yetebilen üç adadan biri.


Zeytinliköy barajı İçme, kullanma ve sulama için kullanılıyor ayrıca gölden balık avlamak ta mümkün . Ada da toplam 5 göl ve gölet var . Her yerden tatlı ve lezzetli su kaynakları fışkırıyor.











ZEYTINLİ RUM KÖYÜ (Ayatodori)



Ada da bulunan hala yaşam süren beş Rum köyünden biri özellikle yazın ve dini bayramlarda oldukça hareketli ada merkezinden sonra insanları yoğun görebileceğiniz bir köy burası ilk girişte taş yolları ve güzel taş evleriyle dikkat çekiyor .





Rum kökenli vatandaşlarımız içinde önemli bir yer burası Ruhani liderleri Fener Rum Patriği 1. Bartholomeos'un doğum yeridir ayrıca evi de bu köyde bulunmaktadır.

 

Tabi ki Zeytinli köye gelmemizin başlıca sebeplerin den çok güzel manzarası, dibek kahvesi ve sakızlı muhallebisiydi. Daha önceleri geldiğimiz de lezzetli dibek kahvesinden içtik tabi ki bu senede geldiğimiz hem kahvesinden içmek hemde sakızlı muhallebi den yemek nasip oldu.




Zeytinliköy de otantik cafeler mevcut biraz gezdikten sonra bize göre manzarası çok güzel olan Garaj cafe yi tercih ettik.



Cafenin işletmecisi panotois bey çok sıcak bir ev sahipliği yaptı bizlere.




















Burada dibek kahvesinin yapıldığı asırlık dibeği gördük.




Cennetin dünyada ki yansıması burası olsa gerek, manzarası bir harika  bu adada ki  köylerde  yaşayan insanların uzun bir ömür sürmesinin sırrıda bu olsa gerek. 









Acı dibek kahvesi ve sakızlı muhallebisi oldukça güzeldi..



Zeytinli köyde bulunan asırlık çamaşırhane,  çamaşır makinesinin olmadığı zamanlarda halkın topluca çamaşırlarını yıkadığı çamaşhane  şimdilerde pek kullanılmıyor tabi ki ...




EŞELEK KÖYÜ


Bu köy yeni kurulan köylerden biridir. Çanakkale Biga ilçesinin baraj altında kalmasından dolayı köylülerin buraya iskan edilmesinden oluşmuştur. Merkeze ortalama  8 km. kadar aydıncık plajına çok yakın ve genelde deniz manzaralı olduğu için evlerini köy ahalisi  sezonluk pansiyon olarakta vermektedirler. Köy halkı adaya ayak uydurmuş özellikle sebze meyve yetiştiriciliği arıcılık, hayvancılıkla ve şimdilerde pansiyonculukla uğraşmaktadırlar.
Yol boyunca küçük barakalarda halk yetiştirdikleri organik sebze ve meyveleri satıyorlar özellikle kavun ve karpuzlarının tadı enfes.  
Yengemin de baba köyü Eşelek tevafuk bu ya onlar adadan yazlık aldıktan sonra buraya taşınmış...

Adada serbest hayvancılık yapılmakta hiçbir yırtıcı hayvan olmadığı için özgür bir şekilde otlanıyor hayvanlar yani akşamları ağır benzeri yerlere dönmeden geceleri bile dağlarda kalıyorlar bu sebepten arabanızla giderken her yerde koyun ve keçileri görmeniz mümkün. Hayvanlarını üzerine yaptıkları boyalardan ayırıyor sahipleri her sürünün ayrı renk boyası var, özellikle dağlardaki kekikleri yedikleri için etleri ayrı bir lezzetli oluyor tabi .. Hayvancılığı geliştirmek için adaya canlı hayvan girişi de yasak .


CİTTASLOW SAKİN ŞEHİR  GÖKÇEADA



İtalyanca Citta (Şehir) ve İngilizce Slow (Yavaş) kelimelerinden oluşan CittaSlow, SAKİN ŞEHİR anlamında kullanılmaktadır. Uluslararası CittaSlow ağı, küreselleşmenin şehirlerin dokusunu, sakinlerini ve yaşam biçimini standartlaştırmasını ve yerel özelliklerini ortadan kaldırmasını engellemek için Slow Food Hareketi’nden ortaya çıkmış bir kentler birliğidir. CittaSlow; küreselleşmenin yarattığı homojen mekanlardan biri olmak istemeyen, yerel kimliğini ve özelliklerini koruyarak dünya sahnesinde yer almak isteyen kasabaların ve kentlerin katıldığı uluslararası bir birliktir.

Polonya'nın Lidzbark Warminski kentinde 23 - 26 Haziran 2011 tarihleri arasında yapılan 2011 Sakin Şehirler Genel Kurulu'nda, Taraklı, Yenipazar ve Akyaka şehirleri ile birlikte Gökçeada CittaSlow uluslararası ağına dahil oldu. Gökçeada dünyanın ilk CittaSlow adası ilan edildi.



İnsanları çok samimi ve sevecen Rum ve Türk kökenli vatandaşlarımız barış içinde yaşadığı Ezan ve çan seslerinin göğe huzur içinde yükseldiği bir ada burası.
Gökçeada da konaklama sorunu da olmuyor ister otelde, ister motelde , plajlardaki bungalowlarda kalabilirsiniz, eski Rum taş evlerinden restore edilmiş butik otellerde tercihiniz olabilir yada ada sakinlerinin sezonluk kiraladıkları pansiyoları da hem fiyat açısından uygun hemde farklı bir seçenek sunuyor bizlere yada bizim gibi Reyhan Dedeniz, Aynur anneannemizin evine konuk olabilirsiniz.
Ama neyi tercih ederseniz edin mutlaka bu cennet adaya gitmenizi isterim.
Bu yazımızda paylaşmadığımız ve görmediğimiz yerleri keşfetmek için bir daha ki Gökçeada turumuzda görüşmek üzere..

14 Temmuz 2017 Cuma

SİYAH MUCİZE ÇÖREK OTU VE ÇÖREK OTU YAĞI (Nigella)



بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم 

                      Bismillahirrahmanirrahim...... 





Geçtiğimiz hafta sonu uzun zamandır görüşmediğim Neval Hanım aradı biraz hasbihal ettik, sağ olsun şeker hastası olduğumu bildiği için kendininde kullandığı ve faydasını gördüğü çörek otu yağının diyabete de çok faydası olduğundan bahsetti. Bende çörek otunun birçok şifasının olduğunu biliyordum ama şeker hastalığına olan faydasından habersizdim. Uzun zamandır çeşitli yerlerde çörek otlarının taze taze sıkıldığı makinelere rastlıyordum . En son Mısır Çarşısı civarında gördüğümü hatırladım ve düştüm yollara ....

Eminönü Yeni camiden kapalı çarşıya ya doğru uzanan değişik yolların hemen hemen her köşesinde rastlayabileceğiniz çörek otu yağı sıkma makinesi mevcut. Birkaç değişik yerden bilgi aldıktan sonra kullanmak üzere 250 ml. şişede çörek otu yağımı aldım .Aldıktan sonra internetten nasıl kullanabileceğim hususunda araştırmalara başladım . Gerçi Çörek otu yağını aldığım satıcıdan biraz kullanım bilgisi almıştım ama benim aldığım bilgi interneteki bilgilerde devede kulak kalır. Daha sonra bu konu hakkında edindiğim bildi ve görüşlerimi arkdaşlarım ve blog takipçilerimle paylaşmak üzere geçtim klavyenin başına.... 
Çörek otu bitkisinin çiçeği
ÇÖREK OTU..... 
14 asır önce Hz. Peygamber (s.a.v) hadisini paylaşmak başlamak istiyorum konuya ... "Sizler çörek otunu kullanmaya devam edin. Zira bunda ölümden başka birçok hastalık için şifa vardır" çeşitli bilimsel araştırmlar sonucu da efendimizi (s.a.v) destekleyen bulgular bulunmuştur çörek otunun bağışıklık sistemini güçlendirdiğini ve vücudu tahrip eden mikroplara ve virüslere karşı gücünü, direncini artırdığını ortaya koymuştur. Peygamber efendimiz (s.a.v) boş söz konuşmaz sırf bu yüzden bile kullanabileceğimiz yani hadislerde bile kullanım tavsiyesi bulunan mucize olarak adlandırılan bir bitkidir çörek otu. 
                                                         
                                                        ÇÖREK OTU YAĞI TEMİNİ 




Çörek otu yağını aktar ve eczanalerden temin edebileceğiniz gibi son dönemdelerde çörekotu yağının soğuk pres makinası çıkararak filtrasyon işlemi yapmadan tazecik alabilirsiniz. Ortalama bir kilo çörek otundan toğumun cinsine göre değişmekle beraber 250 gram yağ çıkmaktadır . Piyasada 250 gram şişe fiyatı 40-90 tl arasında değişmektedir.





ÇÖREK OTU YAĞI ALIRKEN DİKKAT EMMEMİZ GEREKENLER
Çörek otu yağı iki şekilde elde ediliyormuş , soğuk veya sıcak pres. Sıcak pres yoluyla daha fazla ve daha hızlı yağ elde edilebiliyormuş ama sıkım sırasında uygulanan ısıl işlem rengin koyulaşmasına, tadın acımasına sebep oluyor ve ısıya maruz kalan yağın özellikleri kayboluyormuş. Bizim tercihimiz soğuk pres olmalı eczane ve aktarlarda satılan paketlenmişler değil, makinelerde gözümüzün önünde sıkılıp taze bir şekilde şişelenenler alınmalı.

ÇÖREK OTU YAĞININ KULLANIMI  
Çörek otu yağı değişik hastalıklara şifa olarak kullanılıyor mesela hem zayıflamaya hemde şişmanlamaya yada hem ishal için sürekli kabızlık probleminiz var ise de kullanabilirsiniz bunun içinde değişik kullanım şekilleri bulunmaktadır.(Alıntıdır.)

  • Diyabet için : Yemeklerden hemen sonra bir çay kaşığı.
  • Kilo almak için: Balla karıştırıp yemeklerden yarım saat sonra alabilirsiniz. 
  • Zayıflamak için :Yemeklerden yarım saat önce bir bardak suyun içine 1 çay kaşığı kasığı çörek otu yağı koyunuz aç karnına içiniz . 
  • Kabızlık için:Sabahları bir bardak suyun içine 1 tatlı kasığı çörek otu yağı koyunuz aç karnına içiniz 
  • İshal için: Bir fincan yoğurt ile bir çay kaşığı çörek otu yağı karıştırılır. Belirtiler kayboluncaya kadar karışımdan günde iki defa yenir.
  • Saçlar için: Saç dökülmesi için, kepeğe karşı saç diplerine friksiyon şeklinde uygulanır.Saçların beyazlanmasını önler ve durdurur. Günde 3 defa bir çay bardağı suya veya şekere 4 damla damlatılarak alınır.
  • Sinüzit için: Sabah-akşam burundan 1-2 damla damlatılır.
  • Sağlıklı cilt için: Bir çorba kaşığı çörek otu yağı ile bir çorba kaşığı zeytinyağı karıştırılır. Bu karışım ile yüz ovulur. bir saat devam edilir. Sabunla yıkanır. ve durulanır.
  • Yüksek tansiyon için: Kahvaltıdan önce her sabah 2 diş sarımsakla birlikte herhangi bir içeceğe bir çay kaşığı çörek otu yağı karıştırılarak alınır.
  • Uyku bozukluğu için: balla karıştırılmış herhangi bir sıcak içeceğe bir çay kaşığı çörek otu yağı ilave edilip akşamları içmeye devam edilir.
  • Baş ağrısı için: Alın ve kulaklara yakın yüz kısımları çörek otu yağı ile ovulur ve kafa bandajlanır. Aynı zamanda bir çay kaşığı çörek otu kahvaltıdan önce alınır.

Aşağıda çörek otu yağının kullanım alanları verimektedir.( alıntıdır.)
  • Çörek otu yağı egzama tedavisi için etkilidir. Egzama derideki iltihaplı, kaşıntılı ve ağrılı bölgelerin meydana gelmesi ile oluşan bir cilt hastalığıdır. Çörek otu yağı doğrudan uygulayarak problemi çözebilirsiniz. Yumuşatıcı etkisi ile tedavi olarak uygulanabilir.
  • Çörek otu yağı sivilceleri yok eder. Sivilceler kötü görünüme neden olduğu gibi ciltte yaralara ve izlere de neden olabilmektedir. Çörek otu yağı sivilceleri ve sivilce izlerini yok edici özelliğe sahiptir. 
  • Çörek otu yağı mantar enfeksiyonlarına karşı etkilidir.Anti-mantar özelliği olan çörek otu yağı saçkıran, ayak mantarı ve tırnak enfeksiyonu gibi durumlar ile savaşır.
  • Çörek otu yağı artrit rahatsızlığını yok eder. Araştırmalar sonucu artrit tedavisinde olumlu etkilere sahip olduğu gösterilmiştir.
  • Çörek otu yağı alerjik reaksiyonları tedavi eder. Alerjik reaksiyonları yok eden çörek otu yağı, meydana gelebilecek şişme gibi tepkiler üzerinde de etkisi vardır.
  • Çörek otu yağı diyabeti önler. Diyabet hastası olan kişiler çörek otu yağı kullanarak rahatlama sağlayabilir. Fareler ile yapılan laboratuvar testlerinin sonucu olarak çörek otu yağının kan şekeri düzeylerini kontrol ettiği gösterilmiştir.
  • Çörek otu yağı ateşi ve gribi önler. Bir çay kaşığı çörek otu yağı tüketerek gün içerisinde ateşinizi düşürebilir, gripten kurtulabilirsiniz.
  • Çörek otu yağı astım ve öksürüğü tedavi eder. Anti-enflamatuar ve anti-bakteriyel özellikleri olan çörek otu yağı, öksürük ve astım semptomlarını tedavi etmek için ideal bir çözümdür.
  • Çörek otu yağı uykusuzluğu giderir. Eğer uyku probleminiz var ise ve rahat bir uyku uyuyamıyorsanız çörek otu yağına başvurmalısınız. Yapmanız gereken sadece sıcak bir bardak su içerisine bir çay kaşığı çörek otu yağını karıştırıp tüketmektir.
  • Çörek otu yağı mide rahatsılıklarını yok eder. Özellikle mide bulantısına karşı etkilidir. Çalışmalar sonucunda mide sorunlarına karşı büyük bir çare olduğu ortaya konulmuştur. Aynı zamanda sindirimi düzenler ve gaz problemini yok eder.
  • Çörek otu yağı ishali önler. İshal tedavisinde oldukça etkilidir. Bir çay kaşığı tüketerek hızlıca kurtulabilirsiniz.
  • Çörek otu yağı diş ağrısını yok eder. Anti-bakteriyel ve anti-inflamatuar özellikleri sayesinde diş ağrısını anında keser.
  • Çörek otu yağı karaciğer için faydalıdır. Karaciğer vücudun en önemli organlarından biridir. Karaciğer fonksiyonları için gerekli olan çörek otu yağı, karaciğer hasarı ve hastalıklarına karşı koruma sağlar.
  • Çörek otu yağı zayıflatır. Genellikle çoğu kişinin merak ettiği bir konudur. Çörek otu yağı kilo vermek için en etkili yöntemlerden biridir.
  • Çörek otu yağı saç sağlığını korur. Saç köklerini güçlendirir, kepeği yok eder ve saçların dökülmesini engeller.
  • Çörek otu yağı doğurganlığı artırır. Kısırlıktan muzdarip olan kişiler düzenli kullanarak bu problemden kurtulabilirler. Bunun yanı sıra çörek otu yağı sperm sayısını artırmaktadır.
  • Çörek otu yağı göz sağlığını korur. Göz enfeksiyonları için kullanılabilir. Ayrıca görme problemi olanlar için olumlu gelişme sağlayabilir.
  • Çörek otu yağı hafızayı güçlendirir. Yakın ve uzak geçmişi hatırlamanızı sağlar ve dikkat bozukluğunu yok eder.
  • Çörek otu yağı stresi azaltır. Sinirlenmeyi önler ve rahatlama sağlar.
  • Çörek otu yağı enerji verir. Fiziksel ve duygusal olarak enerji verir ve genel durumu iyileştirir.

  • ÇÖREK OTUNUN VE YAĞININ YAN ETKİSİ (ZARARI)
    Bilinen bir yan etkisi yoktur ama aşırı tüketimde alerjik kaşıntı olabilirmiş . Hamile bayanlarında çörek otu yağı kullanması uygun değilmiş çünkü düşük riskini arttırabiliyormuş.

Sonuca gelirsek kullananların görüşleri uzmanların tavsiyeleri derken yukarıdaki yazıyı sizin için derledim . Gerek Peygamber efendimiz ( s.a.v) tavsiyeleri gerekse tıbbi araştırmalar ışığında neden şimdiye kadar kullanmadım diye kendi kendime hayıflandım . Aç karna alındığında zayıflatan tok karna alındığında kilo almamıza yardımcı olan ve birçok derde deva olan yada hastalıklara koruyucu mucizevi bir bitki. İlerleyen günlerde kendi kullanım görüşlerimi de paylaşacağım inşallah . Mevlan yar ve yardımcınız olsun ... Sağlık, şifa afiyetle...

10 Temmuz 2017 Pazartesi

GEZMELER GEZMELER, EMİNÖNÜ, NESLİHAN BÜFE....


بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم 
                      Bismillahirrahmanirrahim...... 
Yeni cami
Biraz tarih biraz alışverişle bazende başka yerlere giderken uğradığımız Eminönü'n de, Yeni camide kuşlar.
Mısır Çarşısı 
Mahmut Paşa yokuşu 





Mısır Çarşısından şöyle bir geçip hanların ve mağzaların bulunduğu, Mahmut Paşanın yokuşunu çıkıp kapalı çarşıya ulaşmak bazende , 





Süleymaniye Cami

Süleymaniye'den bakma kalabalığa yada Mübarek Eyüp sultanın huzuruna varmak için uğramak ne için olursa olsun Eminönü'nün havasını teneffüs etmek her şeyiyle güzel olan İstanbul'un kalbinde atmak demek, Eminönü yaşayan dili olan geçmişi ve geleceği olan yaşlı ve yorgun bir şehrin hayat damarlarından biri .
Tarihi Balıkçılar

Eminönü'n de aklımıza yemek denince şiirlere ve şarkılara konu olan balık ekmek geliyor başka bir yazımız da ondan da bahsetmesek olmaz ama bizim Şevval balık sevmediği için Şevva'lli Eminönü gezmelerimiz de devamlı gittiğimiz güvenerek ve severek leziz yemekleriyle karnımızı doyurduğumuz ayrıca nefis vitamin deposu taze sıkılmış meyve sularını da çok sevdiğimiz Neslihan Büfeden bahsedeceğim.



Neslihan Büfenin Eski Hali 

Neslihan Büfe 1962 yılında hizmete başlamış bir mekan yeri oldukça kolay Sirkeci Büyük postanenin çaprazında olan Neslihan Büfe yeni yapılan Marmaray girişine de çok yakın olduğundan yemeğimizi bitirdiğimiz de hemen Marmaray'a binip Anadolu yakasına 8 dakikada geçebiliyoruz.


Gelelim menüye bol miktar da seçeneğiniz var ister dürüm yada tost yersiniz, ister çorba içersiniz yada şöyle biraz enerjim olsun öyle gezeyim derseniz taze sıkılmış meyve sularını tercih edebilir uzun alışverişten sonra bir yorgunluk kahvesi içebilirsiniz ama neyi tercih ederseniz edin memnun kalacağınız kesin.
                          


Fiyatlar da oldukça makul olan Neslihan Büfede çalışanlarda bir o kadar ilgi ve alaka gösteriyor sizlere, şimdiler de ufak bir iç mekan da eklemişler özellikle kışın soğukta giderseniz üç dört masalık yerlerinde de ağırlayabilirler sizi. Eğer yakınlardaysanız uğrayın derim...


















Afiyet şeker olsun mevlam ağzınızın tadını huzurunuzu ve en önemlisi sağlığınızı bozmasın ....
 Allah yar ve yardımcınız olsun ....

 Elif'in notu ; Eğer bulamazsanız aşağıda açık adres veriyorum. :)
Adres: Hobyar Mahallesi, Büyük Postane Cd. No:44, 34112 Fatih/İstanbul
Telefon: (0212) 511 50 48

28 Haziran 2017 Çarşamba

KESME BAKLAVA (TANE BAKLAVA)


بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم 
                      Bismillahirrahmanirrahim...... 



Şimdi size son zamanlar da adeta dadandığım ve bu bayramda yine yaptığım  yiyenlerin mutlaka tarifini sorduğu  bir tatlı tarifi vereceğim çıtır çıtır harika bir lezzet üstelikte çok bereketli yaptığınız ölçüden yüzden fazla baklava dilimi çıkıyor. Bir kere yapın klasik baklavaları bırakıp müftelası olacaksınız  mutlaka deneyin derim ... 

Hamur malzemesi 
  • 1 çay bardağı yoğurt 
  • 1 çay badağı süt 
  • 1 çay bardağı sıvıyağ
  • 2 adet yumurta
  • 1 yemek kaşığı sirke
  • 1 fiske tuz
  • 1 kabartma tozu
  • Aldığı kadar un 
ŞERBET MALZEMELERİ

  • 4 su bardağı şeker
  • 4 su bardağı su 
  • limon suyu,
İÇİ VE ÜZERİ İÇİN MALZEME
  • Kırılmış ceviz
  • nişasta
  • 500 gr tereyağ + sıvıyağ
YAPILIŞI

Öncelikle tüm hamur malzemelerini yoğurup kulak memesinden biraz daha yumuşak bir hamur hazırlıyoruz. 











Üzerini nemli bir bezle yada streç flimle kapatıp, en az 15-20 dk. bekletiyoruz. Bekleyen hamur güzel açılıyor bu arada yoğurma işlemini de çok iyi yapmanız lazım. 



















Hamurları bezelere ayırıyoruz. 

Ortalama bu hamurdan  50  tane beze çıkıyor, bezelerin sayısı sizin bezeleri ne kadar büyüklükte yaptığınıza göre değişiyor.

Ben nişastayla unu karıştırıp öyle açıyorum, hatta mısır nişastası, buğday nişastası ve unu karıştırıyorum. bezeleri pasta tabağı büyüklüğünde nişastayla açıyoruz. Aralarına da bol nişasta koyuyoruz . 


Açtığımız ve üst üste koyduğumuz  9 tane hamuru merdane veya oklavayla açabildiğimiz kadar açıyoruz.




Açtığımız  hamurun üzerine cevizleri serpiyoruz  ortadan ikiye kesip yarım ay şeklindeki  hamurumuzu  oklavaya sarıp düz şekilde çekip hamurumuzu yanlamasına kesiyoruz. 




Sıra geldi tatlımızın yağını dökmeye  tereyağını içine çok az sıvı yağ ekleyip hepsini birden eritiyorum üzerine çıkan köpükleri alacağız çünkü baklavaya dökünce üzerinde siyahlıklar olmasın diye yağı çok güzel kızdırdıktan sonra tatlımızın  üzerine  döküyoruz  ben her tatlıya bir kaşık kadar döküyorum dikkat etmemiz gereken tatlının her tarafının tamamen yağlanması, yağın çok olması korkutmasın gözünüzü emin olun pişerken hepsini çekecek  ve çıtır çıtır olacak tatlılarınız. 

Yağını da döktüğümüze göre  170 derece fırında ağır ağır pişiriyoruz.                                     






Şerbeti ister benim verdiğim ölçülerde isterseniz sizin arzu ettiğiniz ölçüde kaynatabilirsiniz. Baklava dan ayrı olarak  hem tatlımız hemde şerbetimiz soğuk olacak . Eğer hemen ikram etmeyecekseniz benim yaptığım gibi  ikramdan beş dakika önce şerbetlerseniz hem yeni yapmış gibi çıtır çıtır oluyor hemde içine fazla şerbek çekmediği için yiyenlerin içini baymıyor.

 Şimdiden yapanlara afiyet olsun :))